5-6 yaş civarında olmalıydım. Bir gün annem evden komşuya uğramak üzere çıktı. Beni evde bıraktı.Öyle yanında çocukla gezen birisi değildi pek. Bana da galiba güveniyor olmalı ki bıraktı. Neyse efendim çocuk çocukluğunu yapacak illa değil mi? Ne kadar akıllı olursa olsun . Ben de öyle yaptım ve çocukluğumu gösterdim.Askısı parlak zincirli gümüşi renge yakın bir aynamız vardı onu aldım suratımı inceliyorum aynada. Çocuklar kendi yüzlerini keşfetmeye bayılır ya. Kimbilir artık ne mimikler yaptım ne oldu da aynayı elimden düşürdüm!. Çaat diye ortadan ikiye ayrılıverdi. İlk aklıma annem geldi, bana kızacak! Ne yapayım? Aklıma yatağın altı geldi. Karyolanın altına hemen girdim ve annemin gelmesini beklemeye başladım.Kapının açıldığını ve annemin ayak seslerini duydum.Annem evde beni göremeyince seslenmeye başladı. Ben de çıt yok.Kalbim küt küt atmaya başladı. Ama annem artık karyola altlarına bakmaya başlamıştı çok geçmeden beni duvara iyice yapışmış olarak buldu ve dışarı çıkmamı emretti.Sürünerek ve korku içinde çıktım. Annem ayna kırıklarını görmüş, işi anlamış bulunduğundan ama yinede demokrasi gereği beni hakim önünde suale çıkmış sanık olarak sorguladı ve sen mi kırdın aynayı? diye sordu. Ne cevap verdim dersiniz? Yoo ben kırmadım! Sanki evde başkaları var da onlar kırdı. Kimi kandırıyorum ben de çocuk aklımla. Annemin bana bağırdığını kesin olarak hatırlıyorum ama vurup vurmadığından emin değilim. Fakat bu olay her aklıma gelişinde sanki bir iki şamar yedim gibi geliyor bana.